
Kafkasya'da Tarihi Barış! Kim Kazandı, Kim Kaybetti? Şok Detaylar!
Kafkasya'da uzun süredir devam eden gerginlik, ABD'nin arabuluculuğu ile sağlanan tarihi bir barış anlaşmasıyla son buldu. Ancak bu anlaşma, bölgedeki güç dengelerini derinden etkileyerek bazı ülkeler için kazanım, bazıları içinse kayıp anlamına geldi. Peki, bu tarihi anlaşmanın perde arkasında neler yaşandı? Kimler kazandı, kimler kaybetti? İşte detaylar...
Azerbaycan'ın Zaferi ve Aliyev'in Rolü
Washington anlaşmasının en büyük kazananı, şüphesiz Azerbaycan ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev oldu. ABD Başkanı Trump'ın Aliyev'e gösterdiği yakın ilgi ve övgü dolu sözler, Bakü-Washington ilişkilerinin yeni bir döneme girdiğinin sinyallerini verdi. Azerbaycan açısından üç önemli kazanım öne çıkıyor:
- Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan Özerk Yönetimi arasında fiziki bağlantının sağlanması ve bu bağlantının ABD tarafından işletilmesi. Bu, Azerbaycan'ı Türkiye ve Orta Asya arasındaki geçiş hattının kilit ülkesi haline getiriyor.
- ABD ile ikili ilişkilerin "stratejik ortaklık" düzeyine çıkarılması için çalışmalara başlanması. Aliyev, bu anlaşmanın 3-4 ayda tamamlanmasının planlandığını belirtti.
- ABD'nin 1992'den beri uyguladığı savunma işbirliği kısıtlamasının kaldırılması. Bu, Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanmasından kısa süre sonra uygulanan bir ambargonun sona ermesi anlamına geliyor.
Aliyev, bu tarihi başarıları şu sözlerle değerlendirdi: "Bu bizim için tarihi bir başarı. ABD ile Azerbaycan'ın ticaret, karşılıklı yatırımlar, yapay zeka, teknoloji, savunma işbirliği ve terörle mücadele gibi birçok alanda işbirliğinin temellerini attık."
Türkiye'nin Bölgesel Gücü Artıyor
Washington'da imzalanan barış ve ekonomik işbirliği anlaşmaları, Türkiye'nin de çıkarlarına uygun gelişmeler olarak değerlendiriliyor. Güney Kafkasya'da 30 yıldır süren istikrarsızlığın sona ermesi, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu bölgesel barış ve kalkınma projelerinin hayata geçirilmesi için bir fırsat sunuyor.
Azerbaycan ile "stratejik ilişki" içinde olan ve "tek millet iki devlet" ilkesiyle hareket eden Türkiye, Bakü-Erivan arasındaki anlaşmanın tamamlanmasıyla birlikte 2021'den beri sürdürdüğü Ermenistan'la normalleşme çabalarını somut adımlara dönüştürmeyi hedefliyor. Bu gelişmenin Türkiye açısından hem siyasi hem de ekonomik getirileri olacağı düşünülüyor.
Türkiye açısından diğer önemli bir kazanım ise Azerbaycan ile Nahçıvan'ın birbirine bağlanması. Uzun zamandır Orta Koridor olarak adlandırılan bağlantısallık projelerini hayata geçirmek isteyen Türkiye için bu bağlantının sağlanması, doğrudan Azerbaycan'a ve oradan Orta Asya'ya ulaşmak anlamına geliyor.
ABD Kafkasya'da Etkinliğini Artırıyor
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, basın toplantısında Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile birlikte Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday göstereceklerini açıkladı. Aliyev ve Paşinyan'dan gelen övgülerden memnuniyet duyan Trump, "dünya barışı" için çalışmaya devam edeceğini belirtti.
ABD açısından en önemli kazanım ise Ermenistan ile imzalanan anlaşma sonucunda Zengezur Koridoru olarak bilinen geçiş hattını Amerikan yatırımı ile inşa etmek ve 99 yıllığına işletme hakkını elde etmek oldu. Barış ve Refah için Uluslararası Trump Güzergahı olarak adlandırılan koridora önemli miktarda yatırım yapacaklarını açıklayan Amerikan Başkanı, Amerikan özel şirketlerinin bu yatırımı bir an önce gerçekleştirmek için heyecanlı olduklarını söyledi.
Ermenistan İçin Barış Umudu
Ermenistan açısından da imzalanan anlaşma önemli bir gelişme olarak kabul ediliyor. 2020 ve 2023'te Azerbaycan'a karşı askeri olarak direnemeyeceğini ve bölgesel politikalarını tamamen değiştirmesi gerektiğini gören Paşinyan yönetiminin en büyük önceliği, kalıcı bir barış anlaşmasını bir an önce imzalamak oldu.
Azerbaycan ile gerilimin devam etmesi durumunda çatışma ve savaş ortamına geri dönülebileceği ve bunun sonucunda toprak kayıpları yaşanabileceği endişesi Erivan'da uzun süredir hissediliyor. Bu nedenle Washington'da imzalanan anlaşma, Ermenistan açısından kalıcı bir barış anlaşmasının Trump güvencesi altına alındığı anlamına geliyor. Bu gelişme, ülkesinde ciddi eleştirilere maruz kalan Paşinyan açısından bir kazanım olarak görülüyor ve bu ivmeyle Ermenistan anayasasında gerekli değişikliklerin yapılması için elini güçlendirdiği düşünülüyor.
Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki koridorun ABD tarafından işletilecek olması ve imzalanan anlaşmalarla ABD'den yeni yatırımların önünün açılması da Ermenistan açısından önemli gelişmeler olarak değerlendiriliyor.
Rusya ve İran'ın Kaybı
Azerbaycan-Ermenistan arasında imzalanan anlaşmadan en olumsuz etkilenen ülkeler olarak Rusya ve İran gösteriliyor. Her iki ülkeden yapılan açıklamalarda, taraflar arasında barış ortamının güçlenmesinin olumlu olduğu belirtilirken, bölge dışı güçlerin varlığının istikrar açısından olumsuz olduğu vurgulanıyor.
Her iki başkentten yapılan açıklamalarda, ABD'nin Zengezur koridoru aracılığıyla Kafkasya'ya girmesinden duyulan rahatsızlık dile getiriliyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, 2020'de ateşkesin sağlanması sürecinde Rusya'nın devrede olduğunu ve ateşkesin izlenmesi için bölgeye asker gönderen ülkenin de yine Rusya olduğunu hatırlattı. Zaharova'nın açıklamasında asıl dikkat çektiği unsur, Zengezur koridoruna ilişkin yapılan anlaşma oldu. Rusya'nın bu anlaşmayı dikkatlice inceleyeceğini, Ermenistan'ın Avrasya Ekonomik Birliği üyesi olarak birleşik gümrük alanının bir parçası olduğunu belirten sözcü, Erivan-Moskova anlaşması uyarınca Ermenistan'ın İran ile sınırının da hala Rus hudut birlikleri tarafından korunduğunu anımsattı.
İran'dan yapılan açıklamalar ise daha sert oldu. Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney'in Danışmanı Ali Ekber Velayeti, Zengezur koridorunun 99 yıllığına kiralanmasını eleştirirken, "Güney Kafkasya, Trump'ın kiralayabileceği sahipsiz bir yer değil. Bu geçit, onun mülkü değil, paralı askerleri için bir mezarlık olacaktır" ifadelerini kullandı. İran, Zengezur koridorunun açılmasına uzun süredir tepki gösteriyor. Bu koridorun açılması durumunda İran'ın doğu-batı hattındaki bağlantısallık rolünün ve bundan elde ettiği ekonomik getirinin azalmasından kaygı duyuyor. Bu koridorun açılması durumunda İran'ın bölgesel rekabet halinde olduğu Türkiye karşısında da geriye düşeceği değerlendirmeleri yapılıyor.
Kafkasya'da sağlanan bu tarihi barış anlaşması, bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendirirken, gelecekte yaşanacak gelişmeler de merakla bekleniyor. Anlaşmanın kalıcı olup olmayacağı, bölgesel ve küresel aktörlerin tutumlarına bağlı olacak.