Türkiye'de son dönemde LGBT ve eşcinsellik konuları, özellikle 10. yargı paketinin taslağında yer alan düzenlemelerle birlikte kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. RTÜK'ün 2025'i Aile Yılı ilan etmesi ve LGBT'yi hedef alması, tartışmaları daha da alevlendirdi. Avukat Zerrin Öztürk ile bu gelişmelerin perde arkasını ve hukuki boyutunu konuştuk.
LGBT Tartışmaları ve 10. Yargı Paketi
10. yargı paketinin taslağında yer alan "eşcinselliği özendirme", "biyolojik cinsiyete aykırı tutumları teşvik", "eşcinsel sembolik nişan ve düğün törenleri" ve "cinsiyet değiştirme ameliyatları" gibi başlıklar, kamuoyunda farklı tepkilere yol açtı. Bu düzenlemelerin, bireysel özgürlükler ve ayrımcılık yasağı gibi temel hukuk ilkeleriyle ne kadar bağdaştığı tartışma konusu oldu. Avukat Zerrin Öztürk, bu konuda şunları söyledi:
"Bu tür düzenlemeler, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırılık teşkil edebilir. Herkesin cinsel yönelimi ve cinsiyet kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğramaması gerekir."
Tartışmaların odağında yer alan bir diğer konu ise, dijital platformlardaki erotizm ve bunun gençleri nasıl etkilediği. Özellikle bazı kesimler, dijital platformlarda yer alan aşırı sahnelerin LGBT'ye özenti yarattığını ve ailenin yapısını bozduğunu savunuyor. Bu iddialara karşı çıkanlar ise, bireylerin kendi cinsel kimliklerini özgürce ifade etme hakkına sahip olduğunu ve dijital platformların sadece bir araç olduğunu belirtiyor.
USAID'in Bilinmeyenleri: Kennedy'den Trump'a
1961 yılında John F. Kennedy tarafından kurulan USAID (Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Kalkınma Ajansı), yıllarca farklı amaçlarla fonlandı. Peki, bu ajansın kuruluş amacı neydi ve neden tartışmalara yol açtı? Kennedy'nin vizyonuyla kurulan USAID, başlangıçta gelişmekte olan ülkelere yardım etmeyi ve dünya genelinde kalkınmayı desteklemeyi amaçlıyordu. Ancak, zamanla ajansın faaliyetleri ve fonlama politikaları eleştirilere neden oldu. Bazı kesimler, USAID'in Amerikan dış politikasının bir aracı olarak kullanıldığını ve bazı ülkelerde siyasi istikrarsızlığa yol açtığını iddia etti.
Donald Trump'ın başkanlığı döneminde USAID'in kapatılması da büyük yankı uyandırdı. Trump yönetimi, ajansın verimsiz olduğunu ve Amerikan çıkarlarına hizmet etmediğini savundu. Bu karar, dünya genelinde birçok ülkede tepkiyle karşılandı. USAID'in faaliyetlerinin durdurulması, özellikle kalkınma yardımlarına bağımlı olan ülkelerde büyük sorunlara yol açtı.
Onur Yürüyüşü ve Emperyalizm İddiaları
Onur Yürüyüşü, LGBT bireylerin haklarını savunmak ve farkındalık yaratmak amacıyla düzenlenen bir etkinliktir. Ancak, bazı kesimler bu yürüyüşlerin emperyalist sistemin bir tuzağı olduğunu ve Batı değerlerini dayatmak için kullanıldığını iddia ediyor. Bu iddialara karşı çıkanlar ise, Onur Yürüyüşü'nün sadece LGBT bireylerin haklarını savunmakla kalmayıp, aynı zamanda insan hakları ve demokrasi mücadelesinin bir parçası olduğunu belirtiyor.
Avukat Zerrin Öztürk, Onur Yürüyüşü'nün önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
"Onur Yürüyüşü, LGBT bireylerin sesini duyurmak ve toplumda farkındalık yaratmak için önemli bir platformdur. Bu yürüyüşler, ayrımcılığa karşı mücadelede ve eşitlik talebinde bulunmada önemli bir rol oynamaktadır."
Eşcinsellik, Türk Ceza Kanunu'na göre suç değildir. Ancak, LGBT bireylerin karşılaştığı ayrımcılık ve nefret söylemi, hala ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. Bu nedenle, LGBT haklarının korunması ve ayrımcılığın önlenmesi için daha fazla çaba gösterilmesi gerekiyor.
Sonuç olarak, LGBT tartışmaları, USAID'in bilinmeyenleri ve dijital platformlardaki erotizm gerçeği, Türkiye'de ve dünyada önemli bir gündem maddesi olmaya devam ediyor. Bu konuların hukuki, sosyal ve siyasi boyutları, daha uzun süre tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu tartışmaların, bireysel özgürlüklerin korunması, ayrımcılığın önlenmesi ve insan haklarına saygı gibi temel değerler çerçevesinde yürütülmesi büyük önem taşıyor.